bu mesajım sayın yazı işleri müdürü ilhan şengöre iletilmesini istiyorum. ilhan abi yeni yılın kutlu olsun. bütün persenele selam......
isim / Rumuz : SERKAN
İnsan Neden Belediye Başkanı Olmak İster?
Milletvekilliği, bakanlık ve rektörlük gibi önemli koltuklarda oturmuş, çok önemli bütçeleri yönetmiş kişiler belediye başkanı olmak istiyor... Büyükşehir, küçük şehir gözetmeden...
Çeşitli kentlerin aday adaylarına bakalım…
Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, Akdeniz Üniversitesi eski Rektörü ve Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) eski başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın.
Amasya Belediye Başkanı İsmet Özarslan; 17. ve 18. Dönem Amasya Milletvekili, Eski Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı (Aslında kendisi İngilizce Öğretmeni)
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki; Elektrik Elektronik Mühendisliğini yarıda bırakıp Avukatlık mesleğini tercih etti. Tekstil ile uğraşan büyük aile şirketinin başına geçti. 1994 yılından bu yana Belediye Başkanı kendisi.
Biri rektör, biri bakan, biri iş adamı ve avukat.
Ne ihtiyaçları var Belediye Başkanlığına?
Rektörlük makamına kadar yükselmiş; Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı yapmış ve/veya devlet bakanlığı gibi çok önemli görevlerde bulunmuş ve/veya ÖNEMLİ BİR BÜTÇEYİ YÖNETECEK BİR ŞİRKETİN BAŞINA GEÇMİŞ BİR KİŞİ neden belediye başkanı olmak ister ki?
Protokol merakı olması mümkün değil, çünkü zaten her yerde kapıda karşılanıyorlar…
“Şehir Planlamacılığı ve Alt Yapı” ya da “Yerel Yönetim ve Kentsel Kalkınma” gibi bir bölümlerden de mezun değiller, işleri belediye başkanlığı olsun.
Koltukları da bildiğimiz koltuklardan...
"Neden Belediye Başkanlığı?" Açıklaması zor...
Bu arada siyasi parti genel merkezlerinde, kentten uzak lüks restaurantlarda, tanıdık iş yerlerinde, lüks otomobillerin içlerinde siyasi kulisler başladı bile... "O beni destekliyor, Bu söz verdi, Şu tamam gibi.."
Yapılan her şey "Belediye Başkanı" olabilmek için mi?
isim / Rumuz : kalbimorda
Neleri unuttuk farkındamısınız? Küçüklüğümüzde oyunlar oynardık karşılığı para olmayan oyuncaklarımız vardı bizim;kibrit kağıtlarımız,gazoz kapaklarımız,topaçlarımız,tiko için taşımız,arkasına saklandığımız ağaçlarımız vardı.Ne kadar zengindik biz çocukken,hep mahallede ekmeğimize yağ – reçel süren bi annemiz veya teyzemiz vardı.Akşamları koltuk altında taşınan karpuzu ile babamız göründü mü uzaktan koşardık ölesiye.Karpuzmuydu özlediğimiz yoksa en son sabah gördüğümüz babamızmıydı ? Hüseyin amcaya ayıp olmasın diye bize aferin desin diye ilkokula başlamadan öğrenmiştik keraat cetvelini ve her sorunun cevabı cepte taşınan bir akide şekeriydi ve o şeker hayatımızda tattığımız en lezzetli şekerdi.Odun kömür mahallece taşınır,akşam oturmaları ve büyüklerimizin nerden bulurlar dediğimiz bitmez tükenmez doyumsuz muhabbetleri.Halı yoktu bu kadar evlerde,kilimlerimiz vardı renk renk desen desen hep tren yoluna benzettiğim motifleri ile baş köşede divan,duvarda asılı hayvan veya haç motifli resimler.Koca koca adamlar yürürlerdi yollarda hak hukuk diyerek ve birileri içeri girer birilerinin canı yanardı o zamanlar.Açık hava sinemalarımız vardı çekirdek çitleyip patlamış mısır yediğimiz birde aybaşında içilen gazozun tadı hala damağımda.İşsiz kimse hatırlamıyorum o günlerde,biri askere gidecekse biri evlenecekse hep elbirliği ile yapılırdı her şey ve hep birlikte yenirdi yemekler.Okullarımız küçüktü tek kattı belki ama bilgi çoktu öğrenciye verilecek ve biz hep el yazısı yıllık ödevlerle kütüphene köşelerinde okuyarak arayarak alın terimizle aldık notlarımızı zayıf olsa bile .Köylerimizde hayvanlarımız,evin çatısına asılmış en güzel dekor mısırlarımız,kümeste taze yumurtamız ve halamın sabah ezanında pişirdiği çörek ve yeni sağılıp kaynatılmış sütün tadı bugün en nadide restaurantlarında ki menüye değişirmiyiz bu lezzeti.Büyüklerimize saygımız vardı.Herkes anamız babamız gibiydi ödülüde cezayı nekadar güzel dozda veriyorlardı değilmi.
Peki biz nerede hata yaptık?Bir süt bir çörek o kadar lezzetliyken hangi tat bizi uzaklaştırdıda biz cicili bicili yemeklerin peşine düştük.Tren yoluna benzettiğim kilimlerin yerine hangi akla hizmet ederek bilmem ne marka halıları serdik.Köşe başındaki divanlarımıza ne olduda oturma odası ayrı misafir odası ayrı koltukları koyduk yerine.Zevk alarak oynadığımız bedava oyunlarımıza ne oldu bizim niçin çocuklarımıza miras bırakamadık?Onları abudik gubudik oyunlara mahkum ettik.Biz karaoğlanı,karamuratı ,tarkanı ekol bilmişken,çocuklarımız süpermene örümcekadama niçin heves ettiler, kendilerini onların yerine koyuyorlar.her odada televizyon,aile bireylerinin hepsinde cep telefonu ,evde işte internet hanımda beyde araba,yazlık kışlık ne zengin milletmişiz bizde haberimizmi yoktu.Babalarımız biliyorlardıda zengin olduklarını kendilerindenmi sakladılar.Kontörümüz bitiyor diye aramadığımız birkaç kontör ayırmadığımız akrabaların hakkını nasıl vereceğiz yakalarımıza yapıştıklarında.Komşumuzun aczini görmemezlikten ne kadar daha gelebileceğiz.Bugün ona yarın bana diye yapılan iyilikler kötülüğe ne zamana kadar değişilebilecek.Vatan sevdamız bayrak sevdamız ,komşu akraba sevdamız,büyüklere saygımızı yitirmemiz ne zamana kadar taşıyabilecek bizi.
Biz artık bitme noktasındamıyız haketmeden yaşadığımız lüksün sonunda ,can mı çekişiyoruz ?
Hey fırıncılar girişe içi ekmek dolu bi sepet koyun ve durumu iyi olan vatandaş parasını vererek bu sepete ekmek koysun ihtiyacı olan oradan alsın.marketlerimiz son kullanma tarihine yaklaşmış ürünleri depoya kaldırmak yerine sağlığı tehlikeye düşürmeden ihtiyacı olanlara dağıtsa,berberler saçı uzamış bir çok çocuk var dışarıda müşteriniz olmadığında ilgilenseniz,komşunuzun odunu kömürü yok kapısına bıraksanız bir çuval kömür,elektriği,telefonu kesilmiş habersiz yatırsanız faturasını,pastane camekanından bakan çocuklara bir simit vermek çok zorlamamalı bizi,kesilmiş bir ağacın yerine ağaç dikmek,yaşlılarımızın elini öpmek yolda karşılaştığımız insanlara nasılsın bir derdin varmı diye sormak.Öğrencimizin birine bir gömlek alabilmek,dalında kuruyan meyvayı oradan geçen tanımadığımız birine ikram edebilmek………………………
En yakınınızdaki yeni ahirete göçmüş kaç kişi malvarlıklarıyla girdi karanlık mezara.Bir düşünün.Çevremizi güzelleştirmek en azından çirkinleştirmemek,çevremizdeki insanların tebessümünü görmek eskiden çok kolaydı ve sıradandı.Bugün ne olduda böyle olduk.Köprü görevimizi yerine niçin getiremedik çocuklarımıza.Zenginlik gönülde bitiyor dostlar.Yapılan iyilik hiç peşinizi bırakmıyor.Varlık nankör öldüğünüzde öldüğünüz yerde kalıyor,iyilik her daim peşinizde ta sırata kadar.
Çocukluğumuza dönmek düşüncesi yalansız yanlışsız ,katkısız gıdalarla beslenmek ve vefayı elle tutmak gözle görmek ne güzeldi.Cebimizdeki cep telefonundan,kredi kartından ,duvara asılı tv den,çin malı ucuz oyuncaklardan ve süs eşyalarından vb. daha güzeldi.
Herkese merhaba,eşinize sevdiğinizi söyleyebilme,yoksula yardım edebilme,çevrenizi güzelleştirme ,şavaşlara karşı durabilme ,düşmanım sandığınız kişinin elini tutabilme ,hastalıktan uzak sağlıklı günlerde yaşayabilme ,faturalardan,enflasyondan kurtulabilmeniz,kendinize ve çevrenize mutluluk dağıtmanız
dileğiyle 2009 yılı ve sonrası hepimize hayırlı olur inşallah.Sağlıcakla kalın.